Zaman akıyor... Hem de ne büyük bir hızla. Hiç durmadan, hiçbir şeyi beklemeden akıp gidiyor. Biz ise bu akışın içinde, geçici olanın değil, kalıcı olanın; uçup gidenin değil, iz bırakanın derdindeyiz. Kitapların o sessiz, derinden gelen ve gürültüsüz gücüne inanıyoruz. Raflarda yan yana dizilen her bir cilt, aslında vaktini bekleyen, zihinlerde patlamaya hazır birer volkan gibidir. Bir gün, bir el uzanacak o kitaba. Bir genç, bir sayfa açacak. Bir zihin aydınlanacak, bir kalp “evet” diyecek. İşte o an, bizim tüm uykusuz gecelerimiz, tüm yorgunluğumuz ve tüm endişelerimiz bir anda dinecek. Bir tek zihnin uyanışı, bizim için kâinatın fethinden daha değerlidir.
Elinizdeki bu eseri okurken, sizden bir ricamız var: Sadece satır aralarında gezinip kelimeleri tüketmeyin. Satırların altındaki o derin sessizliğe, ağır vakara kulak verin. İmam’ın kelimeleri bazen kesik kesik gelecek size; tıpkı son nefesini vermeden önce önemli bir uyarıda bulunan bir babanın sesi gibi. Bir “ah” gibi... Bir ihtar gibi. Cümleler bazen devrilecek, bazen sarsılacak; tıpkı yerle bir olan sahte putlar, yıkılan kof saltanatlar gibi. O devrik cümlelerde bir devrimin ayak seslerini duyacaksınız.
Bu eseri okurken kendi içinize dönün. Kendi karanlığınızla yüzleşin ve o soruyu sorun kendinize: Benim meşalem nerede? Ben hangi karanlığın içinde yolumu bulmaya çalışıyorum?
Hidayet Meşalesi, size yeni bir yön tayin etmeyecek. Çünkü yön, zaten ezelden beri orada, yerli yerinde duruyor. Bu kitap, sadece o yönü görebilmeniz için dünya hırslarıyla, nefsani arzularla gözünüze çekilen o kalın perdeyi aralayacak. Size görmeyi değil, bakmayı öğretecek.
Zaman akıyor... Hem de ne büyük bir hızla. Hiç durmadan, hiçbir şeyi beklemeden akıp gidiyor. Biz ise bu akışın içinde, geçici olanın değil, kalıcı olanın; uçup gidenin değil, iz bırakanın derdindeyiz. Kitapların o sessiz, derinden gelen ve gürültüsüz gücüne inanıyoruz. Raflarda yan yana dizilen her bir cilt, aslında vaktini bekleyen, zihinlerde patlamaya hazır birer volkan gibidir. Bir gün, bir el uzanacak o kitaba. Bir genç, bir sayfa açacak. Bir zihin aydınlanacak, bir kalp “evet” diyecek. İşte o an, bizim tüm uykusuz gecelerimiz, tüm yorgunluğumuz ve tüm endişelerimiz bir anda dinecek. Bir tek zihnin uyanışı, bizim için kâinatın fethinden daha değerlidir.
Elinizdeki bu eseri okurken, sizden bir ricamız var: Sadece satır aralarında gezinip kelimeleri tüketmeyin. Satırların altındaki o derin sessizliğe, ağır vakara kulak verin. İmam’ın kelimeleri bazen kesik kesik gelecek size; tıpkı son nefesini vermeden önce önemli bir uyarıda bulunan bir babanın sesi gibi. Bir “ah” gibi... Bir ihtar gibi. Cümleler bazen devrilecek, bazen sarsılacak; tıpkı yerle bir olan sahte putlar, yıkılan kof saltanatlar gibi. O devrik cümlelerde bir devrimin ayak seslerini duyacaksınız.
Bu eseri okurken kendi içinize dönün. Kendi karanlığınızla yüzleşin ve o soruyu sorun kendinize: Benim meşalem nerede? Ben hangi karanlığın içinde yolumu bulmaya çalışıyorum?
Hidayet Meşalesi, size yeni bir yön tayin etmeyecek. Çünkü yön, zaten ezelden beri orada, yerli yerinde duruyor. Bu kitap, sadece o yönü görebilmeniz için dünya hırslarıyla, nefsani arzularla gözünüze çekilen o kalın perdeyi aralayacak. Size görmeyi değil, bakmayı öğretecek.
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| Tek Çekim | 325,00 | 325,00 |