Tarih bazen tek nefesle yeniden yazılır. Halkın sessizliği çığlığa dönüştüğünde insanlık yaşanılanları unutmaz. Yüzyılların ağırlığı azıcık toprakla, damla kanla dengelenir. “Konuşmalar” eseri, Önsöz Yayıncılık tarafından okurun zihnine bırakılan izleri tazeleme çabasıdır.
Kelimeler kimi zaman kurşundan ağır, kimi zaman gül yaprağı kadar narindir. Kağıt üzerine dökülmüş mürekkep izlerinden ibaret kalmayan metinler; ruhun, inancın, direnişin zamana karşı yürüttüğü meydan okumadır. İmâm Humeynî’nin sesindeki titreme; sürgünün ıstırabını, vatan özlemini, davanın kararlılığını barındırır.
Beheşt-i Zehrâ’nın soğuk toprağına düşen her fidan, derinlere kök salar. Milletin evlatlarını kaybetme pahasına ulaştığı özgürlük burada yatar. Acı burada madalya gibi taşınır; yas, güç kaynağına dönüşür. İslam’ın sosyal adaleti teoride kalmaz; yaşam tarzı, kanun, nefes olarak vücut bulur.
Sürgünde geçen on dört yıl duraklama dönemi sayılamaz; hazırlık süreci, ruhun çeliğe dönüşmesidir. Eserdeki cümleler; hayatın zikzaklar çizen, acılarla, sevinçlerle, kopuşlarla dolu ritmine uyum sağlar. İmam’ın hitabetindeki ritim halkın nabzına göre atar. Hiddet, şefkat, uyarı iç içe geçer.
İmam’ın “İslam’ın sosyal adaletinden vazgeçen, İslam’dan vazgeçmiş sayılır” deyişi, haksızlığa karşı gür sesle haykırmanın adıdır. Tüm mazlum coğrafyaların, ezilen halkların ortak sesidir.
Okura çağrımız açıktır: Sayfaları çevirirken acele etmeyin. Kelimelerin tadını çıkarın, İmâm’ın sesini duymaya çalışın. Meydanlardaki kalabalığın soluğunu hissedin, şehit ailelerinin gözyaşlarını görün. Hakikati arayanlar için pusula niteliğindeki eser, dönemin şahidi, mücadelenin belgesidir.
Tarih bazen tek nefesle yeniden yazılır. Halkın sessizliği çığlığa dönüştüğünde insanlık yaşanılanları unutmaz. Yüzyılların ağırlığı azıcık toprakla, damla kanla dengelenir. “Konuşmalar” eseri, Önsöz Yayıncılık tarafından okurun zihnine bırakılan izleri tazeleme çabasıdır.
Kelimeler kimi zaman kurşundan ağır, kimi zaman gül yaprağı kadar narindir. Kağıt üzerine dökülmüş mürekkep izlerinden ibaret kalmayan metinler; ruhun, inancın, direnişin zamana karşı yürüttüğü meydan okumadır. İmâm Humeynî’nin sesindeki titreme; sürgünün ıstırabını, vatan özlemini, davanın kararlılığını barındırır.
Beheşt-i Zehrâ’nın soğuk toprağına düşen her fidan, derinlere kök salar. Milletin evlatlarını kaybetme pahasına ulaştığı özgürlük burada yatar. Acı burada madalya gibi taşınır; yas, güç kaynağına dönüşür. İslam’ın sosyal adaleti teoride kalmaz; yaşam tarzı, kanun, nefes olarak vücut bulur.
Sürgünde geçen on dört yıl duraklama dönemi sayılamaz; hazırlık süreci, ruhun çeliğe dönüşmesidir. Eserdeki cümleler; hayatın zikzaklar çizen, acılarla, sevinçlerle, kopuşlarla dolu ritmine uyum sağlar. İmam’ın hitabetindeki ritim halkın nabzına göre atar. Hiddet, şefkat, uyarı iç içe geçer.
İmam’ın “İslam’ın sosyal adaletinden vazgeçen, İslam’dan vazgeçmiş sayılır” deyişi, haksızlığa karşı gür sesle haykırmanın adıdır. Tüm mazlum coğrafyaların, ezilen halkların ortak sesidir.
Okura çağrımız açıktır: Sayfaları çevirirken acele etmeyin. Kelimelerin tadını çıkarın, İmâm’ın sesini duymaya çalışın. Meydanlardaki kalabalığın soluğunu hissedin, şehit ailelerinin gözyaşlarını görün. Hakikati arayanlar için pusula niteliğindeki eser, dönemin şahidi, mücadelenin belgesidir.
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| Tek Çekim | 422,50 | 422,50 |