Bir Sükutun Sosyolojisi Kırtas: Peygamber'i Susturmak Mı?
“Kırtâs Vakası”; Hz. Peygamber (s.a.a)’in vefat öncesi kalem defter isteğiyle, yazma arzusunun
rededilişi ve derin sukutudur. Hastalık döşeğinde uzanan bir el, istenen bir kalem ve kâğıda hiç
dokunmayan bir mürekkep... İşte bu olay, tarihin hafızasında bir boşluk, bir akmayan damla ve asırlar
boyu sayfaları dolduracak binlerce ihtilaflı satırın doğurgan rahmi olur (ya da "doğurgan boşluk").
Eserin net kanıtlarına göre; Kırtâs’ta yazılamayan o boşluk, ne “doğal”dı, ne de “normal”.
Binlerce yıllık “kabilevî iktidar” (Kureyş), açıkça Yüce Peygamber(s.a.a.)’in siyasî iradesine -gider
ayak- karşı çıkmaktaydı.
Aslında tarihin büyük depremleri, görünen anlarda değil, (Kırtâs gibi) görünmeyen derin
çatlaklarda başlar. O gün hiçbir şey olmadı sanıldı, oysa her şey o gün oldu, sadece görünmeden.
Esere göre, ‘Kırtâs’a tekrar geri dönmeli; “sansürlediğimiz siyasi ilkeler”i aramalıyız. Bunu
yaparken de inadımızı tetikleyen mezhep ve fırkaları değil, sadece “çapraz okumalar” ile açığa çıkan,
kanıtları düşünmeliyiz.
“Gerçekliğin yükü” çok ağır olduğundan, eldeki kitap bir manada, "İslâm rivayet tarihi"nden
modern "eleştirel sosyolojik tarih"e (Frankfurt Sosyoloji Okulu misali) geçişin bir tür manifestosu
tarzında.
… Eser, akademik kuruluktansa, -bilerek- “Varoluşçu” estetik yazım üslubunu yeğliyor.
“Kırtâs Vakası”; Hz. Peygamber (s.a.a)’in vefat öncesi kalem defter isteğiyle, yazma arzusunun
rededilişi ve derin sukutudur. Hastalık döşeğinde uzanan bir el, istenen bir kalem ve kâğıda hiç
dokunmayan bir mürekkep... İşte bu olay, tarihin hafızasında bir boşluk, bir akmayan damla ve asırlar
boyu sayfaları dolduracak binlerce ihtilaflı satırın doğurgan rahmi olur (ya da "doğurgan boşluk").
Eserin net kanıtlarına göre; Kırtâs’ta yazılamayan o boşluk, ne “doğal”dı, ne de “normal”.
Binlerce yıllık “kabilevî iktidar” (Kureyş), açıkça Yüce Peygamber(s.a.a.)’in siyasî iradesine -gider
ayak- karşı çıkmaktaydı.
Aslında tarihin büyük depremleri, görünen anlarda değil, (Kırtâs gibi) görünmeyen derin
çatlaklarda başlar. O gün hiçbir şey olmadı sanıldı, oysa her şey o gün oldu, sadece görünmeden.
Esere göre, ‘Kırtâs’a tekrar geri dönmeli; “sansürlediğimiz siyasi ilkeler”i aramalıyız. Bunu
yaparken de inadımızı tetikleyen mezhep ve fırkaları değil, sadece “çapraz okumalar” ile açığa çıkan,
kanıtları düşünmeliyiz.
“Gerçekliğin yükü” çok ağır olduğundan, eldeki kitap bir manada, "İslâm rivayet tarihi"nden
modern "eleştirel sosyolojik tarih"e (Frankfurt Sosyoloji Okulu misali) geçişin bir tür manifestosu
tarzında.
… Eser, akademik kuruluktansa, -bilerek- “Varoluşçu” estetik yazım üslubunu yeğliyor.
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| Tek Çekim | 227,50 | 227,50 |