Elinizdeki bu kıymetli eser, Dr. Muhammed Emir Erduş’un kaleminden süzülen “İslami Vahdet’in Kökleri”, işte böylesine büyük bir tarihi meseleyi, hamasetten, peşin hükümlerden arındırılmış ilmi bir ciddiyetle masaya yatırıyor. Farsça aslından Sedat Baran’ın incelikli çevirisiyle Türkçeye kazandırılan çalışma, İslâm ümmetinin tarih sahnesindeki yürüyüşünde kendi ayağına dolanan bağları, ayrılığın köklerini, bunlara karşı geliştirilen tarihi teşebbüsleri anlama çabasıdır. Zira tarihi bilmek, geçmişte kalmış vakaları ezberlemek demek değildir; tarihi bilmek, bugünün haritasını doğru okuyabilmek, yarının inşası için sağlam bir zemin bulabilmektir. İslâm dünyası, tarih boyunca vahdet meselesiyle hep yeniden yüzleşmek zorunda kalmıştır. Neden sürekli başa dönüyoruz? Neden asırlar önce kapanmış olması gereken defterler, her toplumsal krizde yeniden açılıyor? Bu soruların cevabı, hafızanın katmanlarında gizlidir. Geçmişin travmaları sağaltımladığı müddetçe, geleceğin ufku daima karanlık kalmaya mahkumdur. Yazar, tam da bu kanayan yaraya neşter vurarak, bizi kendi hakikatimizle, kendi kusurlarımızla, yüceliklerimizle yüzleşmeye davet ediyor. Ümmetin zihnindeki parçalanmışlığı tedavi etmenin ilk adımı, hastalığın kaynağına, ihtilafın doğduğu ilk anlara tarafsız bir gözle bakabilmektir.
Elinizdeki bu kıymetli eser, Dr. Muhammed Emir Erduş’un kaleminden süzülen “İslami Vahdet’in Kökleri”, işte böylesine büyük bir tarihi meseleyi, hamasetten, peşin hükümlerden arındırılmış ilmi bir ciddiyetle masaya yatırıyor. Farsça aslından Sedat Baran’ın incelikli çevirisiyle Türkçeye kazandırılan çalışma, İslâm ümmetinin tarih sahnesindeki yürüyüşünde kendi ayağına dolanan bağları, ayrılığın köklerini, bunlara karşı geliştirilen tarihi teşebbüsleri anlama çabasıdır. Zira tarihi bilmek, geçmişte kalmış vakaları ezberlemek demek değildir; tarihi bilmek, bugünün haritasını doğru okuyabilmek, yarının inşası için sağlam bir zemin bulabilmektir. İslâm dünyası, tarih boyunca vahdet meselesiyle hep yeniden yüzleşmek zorunda kalmıştır. Neden sürekli başa dönüyoruz? Neden asırlar önce kapanmış olması gereken defterler, her toplumsal krizde yeniden açılıyor? Bu soruların cevabı, hafızanın katmanlarında gizlidir. Geçmişin travmaları sağaltımladığı müddetçe, geleceğin ufku daima karanlık kalmaya mahkumdur. Yazar, tam da bu kanayan yaraya neşter vurarak, bizi kendi hakikatimizle, kendi kusurlarımızla, yüceliklerimizle yüzleşmeye davet ediyor. Ümmetin zihnindeki parçalanmışlığı tedavi etmenin ilk adımı, hastalığın kaynağına, ihtilafın doğduğu ilk anlara tarafsız bir gözle bakabilmektir.
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| Tek Çekim | 325,00 | 325,00 |